Bisikleti Kim Buldu?

Leonardo’nun esrarengiz bisikletiBisiklet tutkunları için Leonardo da Vinci'nin çizdiği bisiklet eskizi, sanatçının baş yapıtı varsayılan Mona Lisa tablosundan çok daha büyüleyicidir. Ancak son zamanlarda Leonardo Usta’nın atölyesinde yaratıldığı düşünülen bisiklet çizimine, bazı kesimler aldatmaca gözüyle bakıyorlar.

İsterseniz gelin, o döneme doğru kısa bir yolculuk yapalım. Rönesans, insan anatomisinin ve doğanın olağanüstü özelliklerinin tekrar keşfedildiği bir dönemdir. Mekanik yasalar ve olayların 'neden-sonuç' ilişkilerini sorgulayan bakış açısı, gizemcilik ve simya ilminin yerini almaya başlamıştır bu devirde. Ve tekerlek, teknolojinin gücünü somutlaştıran bir simge olmuştur. Leonardo’nun esrarengiz bisikletiLeonardo da Vinci (1452-1519) Rönesans döneminin en renkli kişiliklerinden biridir: Sanatçı, mucit, mühendis, mimar, bilgin, tıp uzmanı, jeolog ,fizikçi ve müzisyen kimlikleri ile tanınır. 1493'te, yani Badenli mucit Karl Friedrich Drais von Saverbronn'un (1751-1851) bisikletin atası sayılan ilk “yönlendirilebilir koşma makinesi”ni geliştirmesinden tam 400 yıl önce, Leonardo, eşit çapta iki tekerleği, pedalı, zinciri ve dişlisi bulunan, kısaca bugünkü bisikletlerin temel yapılarıyla inanılmaz derecede benzerlik gösteren bir araç tasarlamış.Ne var ki Leonardo da Vinci'nin bu bisiklet taslağı, yaklaşık yarım asır boyunca tutkalların ardındaki karanlıklarda kalmış. Gizemli hikayemiz, Leonardo da Vinci'nin çalışmalarının restorasyonu sırasında bulunan bazı gizli kayıtların gün ışığına çıkmasıyla başlar. Edebiyat tarihçisi Augusto Marinoni, 1974 yılının Nisan ayında verdiği bir konferansta, Leonardo da Vinci ve öğrencilerinin tabakalar dolusu taslaklarını içeren ve "Codex Atlanticus" adıyla anılan ünlü albümün içinde, kabataslak bisiklet resmini keşfeder ve tüm dünyanın dikkatine sunar. Profesör Marinoni'ye göre, bu taslak, Leonardo da Vinci'nin bisikletin mucidi olduğu gösteren su götürmez bir kanıttır. "Codex Atlanticus" albümünün serüveni 16’ncı yüzyıla kadar uzanıyor. O dönemin müzelerinde görev yapan ve arşivlerin bakımı ile onarımından sorumlu olan Pompeo Leoni, Leonardo'nun stüdyosundaki çizimleri ve çıraklarının kullandığı bazı tabakaları ele geçirmiş. Darmadağınık haldeki tomarlarca kağıdı derleyip toparlayabilmek için, Leoni, sayfaları birbirlerine tutkallayarak üç ayrı albüm oluşturmuş. Leonardo tutumlu ve müşkülpesent bir sanatçı imiş; çizimlerini yaparken kağıdın her iki tarafını da kullanırmış. Bu tür kağıt yapraklar hem ön, hem de arka yüzleri görülebilecek biçimde, ortalarına kare şeklinde pencere açılmış karton çerçeveler yapıştırılarak sağlamlaştırılmış. Anlatılanlara göre, bazı sayfaların arka yüzlerinde üstadın talebeleri pratik yapmışlar. Leoni, arka taraflarında karalamalar olan sayfaları sağlamlaştırırken, destek kartonların ortasına delik açmamış ve anlamsız bulduğu çiziktirmeleri bir anlamda mühürlemiş. 1966-69 yılları arasında, "Codex Atlanticus" albümü Milano'daki Ambrosio Kütüphanesi’nden onarım amacıyla çıkartılarak, Roma yakınlarındaki Grottaferrata Manastırı’nın restorasyon laboratuvarında görev yapan rahiplere emanet edilmiş. Albümün sayfalarını tek tek elden geçiren keşişler, destek kartonlarına delik açılmamış bir tabakayı kenara ayırmışlar ve tutkallarını sökmüşler. Arka yüzü görünür hale gelen 133 numaralı sayfada, bir çift müstehcen çizim (ne olduğunu sormayın!), baştan savma karalanmış genç bir adam karikatürü ve pedal gücüyle hareket eden bisikletin mekanik özelliklerini taşıyan aracın kabataslak resmi açığa çıkmış. Bisiklet benzeri bu alet çizilirken iki ayrı renkte kalem kullanılmış. Gidon, transmisyon düzeneği ve jant telleri -metal aksamı belirtmek için- koyu kahve renkli kalemle, kadro ve tekerlekler -ağaçtan imal edildiğini göstermek için- açık kahve renkli kalemle resmedilmiş; tekerlekler de belli ki pergelle çizilmiş. Tekerleklerin her birinde sekiz simetrik jant teli bulunuyor. Bisikletin kadrosu ve gidonu tamamlanmamış veya silinmiş gözüküyor. Pedalların, zincir mekanizmasının ve sele desteklerinin çizimi baştan savma yapılmış. Leonardo’ya ait değişik cihazların çizimleri Buraya kadar her şey normal gözüküyor değil mi? Şimdi sıkı durun. Leonardo'yu araştıran çoğu tarihçi, sanatçının kendine has rakamlar ve işaretler sistemine uymadığı için bu çizimi başkasının yaptığını düşünüyorlar. Örneğin, Alman bisiklet kuramcısı Hans-Erhard Lessing, bisikletin, hemşehrisi Baron Drais von Sonnerbronn tarafından icat edildiğini iddia ederek, Leonardo'nun "Rönesans Bisikleti"

hakkında şu şok açıklamalarda bulunmuş: “Bisiklet taslağının çiziminde kalem kullanılmış. Kalem ucu, grafitten imal edilir. Grafit, 1564 yılında, yani Leonardo'nun ölümünden yıllar sonra, İngiltere'de keşfedildi. 1960'larda, "Codex Atlanticus" albümünün restorasyonunda çalışan rahipler bu sahtekarlığı yapmıştır. İtalyanlar bisiklet buluşunun kendilerine ait olması gerektiği konusunda fazla tutkulular ve kendilerinden geçmişler." Kaliforniya Üniversitesi’nden sanat tarihçisi Carlo Pedretti, 1961 yılında söz konusu çizimin bulunduğu sayfayı, henüz tutkalları sökülmemişken, güçlü bir ışık tutarak incelediğini ve bisiklete benzer bir şey görmediğini söylüyor. Gözüne ilişen iki daire ve onları birleştiren eğimli çizgiyi not defterine kaydeden Pedretti, "Gördüğüm şekil bisiklet değildi," diyor. Bir diğer iddia da, bisiklet çiziminin, orijinal resim kaybolduğu için Leonardo'nun öğrencileri tarafından yapılmış kaba bir röprodüksiyon olduğu. Resmi kopya ettiği sanılan kişiler arasındaki en güçlü aday ise üstadın en favori öğrencisi Salai. İşte “Rönesans Bisikleti”ne ait gizemli hikayenin özeti böyle. Tüm bu iddialara rağmen, ünlü mucidin memleketi Floransa'nınyakınındaki Leonardo da Vinci Müzesi’nde görev yapan modelleme uzmanları, bisikletin tahtadan birebir kopyasını yapmışlar. Yolunuz düşerse bir göz atın

Hadiseye Leonardo da Vinci odaklı yaklaştığımızda, biz, kendi çizimi olmasa bile, taslakta gördüğümüz bisiklet fikrinin ondan çıktığına inanıyoruz. Neden mi? Şöyle ki; çizimi gün ışığına çıkaran Profesor Marinoni, eskizin 1493 yılına ait olduğunu söylüyor. 1967 senesinde Amerikalı akademisyen Jules Piscus'un, Madrid Ulusal Müzesi’nde ortaya çıkardığı, "Codex Madrid" adını taşıyan iki albüm aynı dönemde yazılmış. Hatta bu albümlerin birincisi olan "Codex Madrid I" adlı eserin kapağına Leonardo da Vinci kendi el yazısı ile tarih atmış. "Codex Madrid I"in içindeki 10r numaralı tabakada, bisiklet eskizindeki zincir-dişli mekanizmayla tamamen uyuşan, Leonardo tarafından çizilmiş resimler var. Bu zincir ve dişli resimleri başta cisimleri kaldırma amacıyla tasarlanmış gibi varsayılmışsa da, bisiklet eskizinin ortaya çıkmasının ardından, söz konusu parçaların güç iletme gayesiyle de dizayn edilmiş olabileceği fikri yaygınlaşmış. Bisiklet taslağı meselesinde, Leonardo da Vinci'nin sorgulanmasından öte, bu mucizevi aracın keşfini millet olarak sahiplenme mücadelesi var. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İtalyanlar, buluşun kendilerine ait olması gerektiğine inanıyorlar ve Almanlar’ın elinden bu gururu kapabilmek için büyük bir gayret içerisindeler. Leonardo’nun esrarengiz bisikletiAynı şeyi zamanında İngilizler denemişti. İddia edildiğine göre bisikletin temelini oluşturan ilk figür, Buckinghamshire Stoke Poges'daki Saint Giles Kilisesi’nin pencere camında, bacaklarını iki yana açarak bisiklete benzeyen aracın üzerine oturmuş bir meleğin betimlendiği vitrayda bulunmaktaydı. Pencerenin 16’ncı yüzyılın sonlarından kalma olduğu söyleniyordu. Bir okurumuz ile bu konuyu paylaştığımızda, vitraydaki meleğin, kilise çıkıntısına oturmuş olduğu ve tekerlek benzeri nesnenin de "wheel of fortune", yani “çarkıfelek”i sembolize ettiği yorumunda bulunmuştu. Çarkıfelek figürünün şöhreti Tarot kartlarından kaynaklanıyor. Kart üzerinde yer alan çark, akıcı evrenin ebedi devinimini ve insan yaşamının sürekli değişkenliğini sembolize ediyormuş. Tarot kartının orta yerinde resmedilen çarkıfeleğin yanı sıra, dört köşede dört ayrı yaratık görüyoruz. Bunlar melek, boğa, inek ve kartal. Bu figürlerin İncil’den alındığı ve kutsal kitapta bahsedilen "Tanrı’nın tahtını taşıyan yaratıklar" ile kart üzerinde görülen yaratıkların aynı olduğu söyleniyor. Aralarındaki "erkek melek" ise, havanın simgesiymiş. Herhalde İngiltere’deki kilisenin camında tasvir edilen bisikletin patlayan lastiğine, ağzındaki ilkel pompayla hava basıyordu. Belki buradan ilk pompayı İngilizler’in keşfettiği sonucuna da varabiliriz Leonardo’nun esrarengiz bisikletiFransızlar ise, ünlü mucit Compte de Sivrac'in "Hobbyhorse" olarak adlandırılan, iki tekerlekli, pedalları bulunmayan ve bacak gücüyle devinim kazanan aygıtını, ilk bisiklet olarak kabul ediyorlar. Yani özetle; "İlk bisikleti kim icat etti?" sorusuna, Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere’den ayrı ayrı cevaplar alıyoruz. Modern çağı hızla yaşadığımız bu dönemde asıl sorgulanması gerekenin, bisiklet adı verilen bu olağanüstü aracı kimin icat ettiğinden çok, onu günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline nasıl getirebiliriz konusu olması gerektiğini düşünüyoruz

Yorum Yaz